İstanbul’un Koşuşturmasından Kaçış: Köyde Huzurlu Bir Hayat

İstanbul'un Koşuşturmasından Kaçış: Köyde Huzurlu Bir Hayat

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Son günlerde İstanbul’da düzenlenen Sıfır Atık Festivali’nde dikkat çeken konuklardan biri olan 1990 doğumlu Mesut Hurma, büyük şehir yaşamının stresini geride bırakarak Kastamonu’nun Cide ilçesindeki köyüne döndü. Sosyal medya platformlarında doğa, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik temalı içerikleriyle geniş bir takipçi kitlesi edinen Hurma, köy yaşamının derinliklerinde keşfedilecek birçok şey olduğunu vurguladı.

Yaklaşık 15 yıl boyunca İstanbul’da farklı sektörlerde çalıştıktan sonra, şehir hayatının getirdiği stres, ekonomik zorluklar ve yoğun çalışma temposundan kaçma kararı alan Mesut, eşiyle birlikte köy yaşamına adım attı. Bu kararı aniden almadıklarını belirten Mesut, o dönemleri şöyle anlatıyor: “Herkes bize ‘Nasıl böyle bir karar verebildiniz?’ diye soruyor. Bu, bir günde alınabilecek bir karar değildi. Yıllarca düşündük, şartları tartıştık. 7-8 yıl önce ‘Köye gitmek istiyorum’ dediğimde insanlar ‘Deli misin? Orada ne yapacaksın?’ diye tepki gösteriyordu. Sonrasında pandemi ile birlikte geçim sıkıntıları arttı ve insanlar benim fikrime daha olumlu bakmaya başladı. Eşimle birlikte çalıştığımız villadan yıllık iznimizde köye gitmek için çıktığımızda, köye yerleşen arkadaşlarımızın cesaretlendirici sözleriyle daha da motive olduk. Sonuç olarak, babama ‘Köye gelmek istiyorum’ dediğimde o da destek vererek, ‘Gel oğlum’ dedi. İşte bu şekilde köyümüze yerleşme sürecimiz hızlandı.”

Köydeki yaşam düzenlerinden bahseden Mesut, iki yıl önce köylerine yerleştiklerini ve şu an Kastamonu Cide’de yaşadıklarını aktardı. “Köydeki evlerimiz genellikle büyüktür. 4+1 planında ve yaklaşık 12-13 metre büyüklüğündedir. Bu nedenle geniş bir yaşam alanına sahibiz. Annem ve babamla birlikte yaşıyoruz. Dışarıdan bakıldığında bu durum bir dezavantaj gibi görünse de bizim için önemli avantajları var. Köyde hayvan yetiştiriciliği yapıyoruz ve köydeki ailem bu işin sorumluluğunu üstleniyor. Biz köye geldiğimizde elimizden gelen yardımı yapıyoruz ama hayvanların bakımını düzenli olarak üstlenmiyoruz” diye ifade etti.

“Köyde yaşamaya başladığımızda, İstanbul’da 50 bin lira yetmeyen yaşam standartları, köyde 15-20 bin liralık bir bütçeyle birçok temel ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz” diyen Mesut, “Eğer atadan kalma bir eviniz varsa ve hiçbir iş yapmadan, düzenli olarak 15-20 bin lira gelir elde ediyorsanız, bu miktar köyde yaşamak için çoğu zaman yeterli oluyor. Bu şartlar altında insan, doğanın içinde sakin bir yaşam sürebilir ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilir. Köyde süt, yoğurt gibi birçok gıda evde üretildiği için masraflar azalıyor. Bu da yaşamı daha ekonomik hale getiriyor. Köyde yaşayan herkesin bahçe işlerine ilgisi olması gerekiyor; bu, köy yaşamının doğal bir parçası. Bunları yapmayan birinin köyde yaşamaktan bahsetmesi de pek doğru olmaz. Bugün annem ve babam olmasa, eşimle birlikte ben de bu işleri yapmak zorunda kalırdım” diye ekledi.

“Köydeki zamanımızın büyük bir kısmı içerik üretmekle geçiyor. Gün içinde video çekimleri yapıyoruz. Çekimlerin ardından montaj, ses düzenleme ve kurgu süreçleriyle ilgileniyoruz. Sosyal medyanın ortadan kalkması durumunda bile hayvancılık yapmaya devam edebiliriz. Ancak insanların düşündüğü gibi, ‘Köye yerleşerek her şeyden uzaklaşmayı’ düşündüğümde, aslında daha fazla sorumluluk aldığımızı fark ettim.”

Author: Burak Çelik